seni sevmek mor denizlerdi biraz
ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen
seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz
seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü
seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan
ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam
seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü
varılırdı daha saydam günlere isteseler
isteseler yalnızlık giremezdi evlere
seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler
ve uçacak durmadan adasız denizlere
bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi
sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan
bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan
sana verdim geç diye bütün denizlerimi
Afşar Timuçin
Friday, March 26, 2010
Friday, March 12, 2010
Einstein ve Şöförü

Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;
"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş:
"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar... O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim."
Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak."
Netice:
1-AKILLI İNSANLAR, AKILLI İNSANLARLA ÇALIŞIR.
ve
2-İNSANIN ZEKİLİĞİNİN YANINDA UYANIKLIĞI DA İNSANA ÇOK ŞEYLER KAZANDIRIR.
2-İNSANIN ZEKİLİĞİNİN YANINDA UYANIKLIĞI DA İNSANA ÇOK ŞEYLER KAZANDIRIR.
Saturday, March 6, 2010
Eşdeğeriyle yan
eşdeğeriyle yanyana yürürken
cehennem sokağında birey olmak,
ve en inceldikten sonra
ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.
saat beş nalburları pencerelerden
madeni paralar gösteriyorlar,
yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
('yalnızlık, bir ovanın düz oluşu gibi bir şey'
yalnızlığa dair yapılmış en güzel tanımı içinde barındırır bu şiir.
bir ovanın düz oluşu gibi bir şeydir hakikaten yalnızlık.
çıkıntısız, tekdüze, kimsesiz değil insansız*
dümdüz.
'hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka'
kısmına ise hiçbir şey söyleyemiyorum
kabul biraz arabesk ama yeterince samimi, gereğinden fazla yaratıcı.
peki hiç eşdeğerinizle yürüdünüz mü yanyana?)
cehennem sokağında birey olmak,
ve en inceldikten sonra
ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.
saat beş nalburları pencerelerden
madeni paralar gösteriyorlar,
yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
('yalnızlık, bir ovanın düz oluşu gibi bir şey'
yalnızlığa dair yapılmış en güzel tanımı içinde barındırır bu şiir.
bir ovanın düz oluşu gibi bir şeydir hakikaten yalnızlık.
çıkıntısız, tekdüze, kimsesiz değil insansız*
dümdüz.
'hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka'
kısmına ise hiçbir şey söyleyemiyorum
kabul biraz arabesk ama yeterince samimi, gereğinden fazla yaratıcı.
peki hiç eşdeğerinizle yürüdünüz mü yanyana?)
Güz Bitiği
İki kalp
iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
merdivenlerin oraya koşuyorum,
beklemek gövde kazanması zamanın;
çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
bir şeyin provası yapılıyor sanki.
kuşlar toplanmış goçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni
Gece bitkilerinden
gece bitkilerinden korkuyorum,
hayır, geceleri bitkilerden!
gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
bana açtığın her telefon.
iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
(Güz Bitiği adlı kitabında yer alan ve sonları 'keşke yalnız bunun için sevseydim seni' diye biten 20 şiirinden ikisi )
iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
merdivenlerin oraya koşuyorum,
beklemek gövde kazanması zamanın;
çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
bir şeyin provası yapılıyor sanki.
kuşlar toplanmış goçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni
Gece bitkilerinden
gece bitkilerinden korkuyorum,
hayır, geceleri bitkilerden!
gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
bana açtığın her telefon.
iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
(Güz Bitiği adlı kitabında yer alan ve sonları 'keşke yalnız bunun için sevseydim seni' diye biten 20 şiirinden ikisi )
Poison
Your cruel device
Your blood, like ice
One look could kill
My pain, your thrill
I want to love you but I better not touch (Don't touch)
I want to hold you but my senses tell me to stop
I want to kiss you but I want it too much (Too much)
I want to taste you but your lips are venomous poison
You're poison running through my veins
You're poison, I don't want to break these chains
Your mouth, so hot
Your web, I'm caught
Your skin, so wet
Black lace on sweat
I hear you calling and it's needles and pins (And pins)
I want to hurt you just to hear you screaming my name
Don't want to touch you but you're under my skin (Deep in)
I want to kiss you but your lips are venomous poison
You're poison running through my veins
You're poison, I don't wanna break these chains
Poison
One look could kill
My pain, your thrill
I don't want to break these chains
Poison
Runnin' deep inside my veins
Burnin' deep inside my veins
It's poison I don't wanna break these chains
Alice Cooper
[you're poison running through my veins
(damarlarımdan geçerek koşan zehirsin)]
[you're poison, I don't wanna break these chains
(zehirsin, bu zincirleri kırmak istemem)]
Your blood, like ice
One look could kill
My pain, your thrill
I want to love you but I better not touch (Don't touch)
I want to hold you but my senses tell me to stop
I want to kiss you but I want it too much (Too much)
I want to taste you but your lips are venomous poison
You're poison running through my veins
You're poison, I don't want to break these chains
Your mouth, so hot
Your web, I'm caught
Your skin, so wet
Black lace on sweat
I hear you calling and it's needles and pins (And pins)
I want to hurt you just to hear you screaming my name
Don't want to touch you but you're under my skin (Deep in)
I want to kiss you but your lips are venomous poison
You're poison running through my veins
You're poison, I don't wanna break these chains
Poison
One look could kill
My pain, your thrill
I don't want to break these chains
Poison
Runnin' deep inside my veins
Burnin' deep inside my veins
It's poison I don't wanna break these chains
Alice Cooper
[you're poison running through my veins
(damarlarımdan geçerek koşan zehirsin)]
[you're poison, I don't wanna break these chains
(zehirsin, bu zincirleri kırmak istemem)]
Sunday, October 4, 2009
O'na deki

O'na deki...
Ben o'nu düşlerimde yaşatacağım.
Sessizliğimde avaz avaz adını bağıracağım.
Yıllar sonra bir gün karşılaştığımızda uzun uzun yüzüne bakarken utanmayacağım.
İzlerini taşıyan mezar taşı, baş köşemde duruyor.
Ama ayrılmak her zaman unutmak anlamına da gelmiyor.
Gözlerim hala gözlerine değiyor, ellerim havada boşluğu uzanan umutları yakalıyor.
Mutlu değildim, mutlu değilim, olmayacağım.
Merak etmesin, tersini düşünüp, kendini üzmesin.
O mutlu ise tebrik ederim.
Mutluluğunun devamını dilerim.
Ama şunu da bilmesini isterim ;
Bir gün bir uyku arasında rastlarsam ona, düşlerimde kendimi tutmayacağım.
O'nu o kadar çok özledim ki
Sarıldığımda ağlayacağım
O'nun, o güzel kalbini okşayacağım...
...
Ben o'nu düşlerimde yaşatacağım.
Sessizliğimde avaz avaz adını bağıracağım.
Yıllar sonra bir gün karşılaştığımızda uzun uzun yüzüne bakarken utanmayacağım.
İzlerini taşıyan mezar taşı, baş köşemde duruyor.
Ama ayrılmak her zaman unutmak anlamına da gelmiyor.
Gözlerim hala gözlerine değiyor, ellerim havada boşluğu uzanan umutları yakalıyor.
Mutlu değildim, mutlu değilim, olmayacağım.
Merak etmesin, tersini düşünüp, kendini üzmesin.
O mutlu ise tebrik ederim.
Mutluluğunun devamını dilerim.
Ama şunu da bilmesini isterim ;
Bir gün bir uyku arasında rastlarsam ona, düşlerimde kendimi tutmayacağım.
O'nu o kadar çok özledim ki
Sarıldığımda ağlayacağım
O'nun, o güzel kalbini okşayacağım...
...
Ben iyiyim

Bir Atilla İlhan şiiri gibi yazılanları yalnızca yaşayanlar anlayacak.
Şiirlerde bana, yalnızca
O anlatılacak.
Biliyorum birgün kendisinin anlatıldığı şiirlere rastladığında yazılanları anlamayacak.
Zira tren çoktan uzaklaşmış olacak.
Hayatın karanlık bir ara istasyonunda yapayalnız kalanlar unutulmaya mahkum olacak.
O'na sor bakalım;
En çok ne eksik kaldı, biliyor mu?
Gerçi ben bilmesini beklemiyorum.
Beni anlamasını beklemediğim gibi.
...
Şiirlerde bana, yalnızca
O anlatılacak.
Biliyorum birgün kendisinin anlatıldığı şiirlere rastladığında yazılanları anlamayacak.
Zira tren çoktan uzaklaşmış olacak.
Hayatın karanlık bir ara istasyonunda yapayalnız kalanlar unutulmaya mahkum olacak.
O'na sor bakalım;
En çok ne eksik kaldı, biliyor mu?
Gerçi ben bilmesini beklemiyorum.
Beni anlamasını beklemediğim gibi.
...
Subscribe to:
Posts (Atom)