Sunday, March 13, 2011

Yıkık kent sevdası işte bitiyor

Oysa sen dokunurken bu şehre, şehir inlerdi.
Adımlarından anlardım gelişini
Bir çok insan yürüyor şimdi adımlarını sürüdüğün caddelerde;
Ama hiçbiri senin yüzündeki tebessümü vermiyor bu kez benim yüzüme

Şimdi gidişini herkes göz yaşlarımdan anlıyor.
Sen olmayınca, hiç kimse olamıyor hiçbirşeyim;
Eyleme dayalı göz yaşlarım akmaktalar bir bir;

Dünyanın umurunda mısın?
Oysa ben seni dünyanın şahdamarı sanırdım.

Yıkılan kent sevdası işte burada biter
Yaşlı gözler elbet bir gün diner
Bir sevda kendini düne armağan eder.
Sayısız sevmelerim şimdi neye yarar
Ya da geç kalmış pişmanlıklarım;

Yaramaz artık bana;
Şimdi seni sonbahara sığdırıp tüm mevsimlerimi yaza gebe bırakıyorum.
Sesi değince yüreğime başkalaşan adam!...
Hangi bahar hazır olursun aşkıma?
Bekleyim, sırtımda bıçak gibi keskin duran soğuğumla;

Yaşanmışlıklarını sen biriktir öyle gel!...
Ben yaşayamadıklarımla özlerim seni yine
Kin vurmaz yüzüme bilirsin
Bencillik nedir bilmem ben;
Mart soğuğu değerken tenime, sen yaşa benim sahip olamadıklarımı;
Yarınlar uzak değil biliyorum.
Ellerin arayacak beni zamansız;
Biliyorum;

Sesi değince yüreğime sevda yeminini özleten kadın!...
Gideceksin biliyorum.
Gecikmedin gitmek için, geldiğin kadar geç kalmadın yani
Bu kadavra aşkımın yüzüne bile bakmadan
Şehrimi enkaza teslim edip gittin;

Güzel bakışlı, masal yüzlü dev Kahraman!
Ne çok büyüttüm gözümde seni ve ne kadar çok büyüdüm gidişinle
Mevsimsiz bir yalnızlıkla sevdim seni
Sevdiğimden habersiz dolaşırken sen bu caddeleri
Kızıl nehirlerde boğulmamak için düşlerimi can simidi yaptım kendime;


Sen benim tekdüze edilmiş masalımdın;
Ben bir tek senin gözlerine kanardım.
Sen duymasan da ben söylerim, kulaklarında çınlasın;
Yaşıyorum, hep sana kalıyorum
Ve ben hep seni özlüyorum;

Duymadığın tek kelimeyi ödenmesi gecikmiş bir senet gibi
Haczedilmiş kıymetli düş gibi adrese teslim ediyorum;
Borcumun bedeliyse bu sözler
İşte ödüyorum; seni seviyorum.

Saturday, March 12, 2011

Korkuyor

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

William Shakespeare

Bazen

Bazen
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...

W. Shakespeare

Saturday, January 29, 2011

Into The Wild



"Denizin tek hüneri şiddetli darbelerdir ve ara sırada olsa, kendini
daha güçlü hissetme şansı. Doğrusu, deniz hakkında fazla şey bilmem fakat burada durumun böyle olduğunu biliyorum. Ve yine, hayatta güçlü
olmanın çok gerekli değil fakat kendini güçlü hissetmenin önemli olduğunu, en azından bir kere bile olsa kendini tartmanın, bir kere bile olsa kendini, insanın en antik koşullarının içerisinde bulmanın, ellerinizden ve kafanızdan başka size yardım edecek bir şey olmadan kör ve sağır taşla tek başına yüzleşmenin gerektiğini, biliyorum."

Wednesday, January 26, 2011

O kadar yoruyor ki hayat, bıkıyorsun istemesende.
Sorun değil birşeyim yok.
Bakkala gidiyorum diyip 10 yıl kaybolasım var sadece…

Sunay Akın

Sunday, January 16, 2011

The Shawshank Redemption

Parlak tüylü bir kuşu tutamazsınız kafeste. Bir gün salıverirsiniz ve içinizdeki onu hapsetmekten doğan vicdan azabı da onunla uçup gider.

Andy hapishaneden kaçtıktan sonra Red'in onun için söylediği sözler

Sunday, September 26, 2010



Düşlerim, suda çekmiş ceketim gibi küçüldü.
Büyütülecek bir şey yok aslında;
Başkalarının da dediği gibi, geçecek elbet.
Bir şiir yazacağım, birkaç bardak kahve, biraz türk filmi, biraz
arabesk şarkılar…
...Hepsi bu.
Çatlayan saksılarımda yeşerecek, vurulan kuşların kanatları.
Seni unutmaya yaklaştıkça, bir susamlı şeker atacağım ağzıma.
Bir şeker, bir şeker daha…
Dilimde eriteceğim sancılarımı.
İstanbul kimse için ağlamıyor,
Ve ben hep bu havalarda terk edeceğim yalnızlığı, getirdiğin
bütün şehirlerden.

şizofren heceler